Türklerin en sık karıştırdığı İngilizce kelimeler
Bazı İngilizce kelimeler birbirine o kadar benzer ki, yıllardır İngilizce kullananlar bile karıştırır. Bazıları ise Türkçede tek bir kelimeyle karşılandığı için zorlanırız: "ödünç almak" ile "ödünç vermek", "söylemek" ile "anlatmak" gibi. İşte en sık karşılaştığımız çiftler ve onları ayırmanın kolay yolları.
Yazılışı benzeyenler
affect / effect
affect bir fiildir: etkilemek. effect çoğunlukla isimdir: etki, sonuç.
The weather affects my mood. (Hava ruh hâlimi etkiler.) · The new rule had a big effect. (Yeni kuralın büyük bir etkisi oldu.)
Akılda tutma yolu: Affect = Action (eylem), Effect = End result (sonuç).
lose / loose
lose (tek O): kaybetmek. loose (çift O): gevşek, bol.
Don't lose your keys. · These jeans are too loose.
quite / quiet
quite: oldukça. quiet: sessiz. Harflerin sırası farklı, okunuşları da farklı: "kuayt" ve "kuayıt".
The test was quite easy. · Please be quiet.
than / then
than karşılaştırma yapar: -den daha. then zaman bildirir: sonra, o zaman.
She is taller than me. · First eat, then play.
accept / except
accept: kabul etmek. except: hariç.
I accept your offer. · Everyone came except Ali.
advice / advise
advice (C ile) isimdir: tavsiye. advise (S ile) fiildir: tavsiye etmek. advice sayılamaz; "an advice" değil, "a piece of advice" denir.
desert / dessert
desert (tek S): çöl. dessert (çift S): tatlı. Tatlıdan iki porsiyon istersin, o yüzden iki S.
stationary / stationery
stationary: hareketsiz, sabit. stationery: kırtasiye. İpucu: kırtasiyede envelope (zarf) satılır.
principal / principle
principal: okul müdürü; ana, başlıca. principle: ilke, prensip.
complement / compliment
compliment: iltifat. complement: tamamlayan şey. The wine complements the food. (Şarap yemeği tamamlıyor.)
Türkçede tek kelimeyle karşılananlar
borrow / lend
İkisi de "ödünç" ama yönü farklı. borrow: ödünç almak. lend: ödünç vermek.
Can I borrow your pen? (Kalemini ödünç alabilir miyim?) · Can you lend me your pen? (Bana kalemini ödünç verir misin?)
say / tell
tell genellikle kime söylendiğini belirtir: tell me. say ise söylenen şeye odaklanır: say hello. "Say me" denmez, "tell me" ya da "say to me" denir. Hikâye, şaka ve yalan için de tell kullanılır: tell a story, tell a joke, tell the truth.
make / do
make: bir şey üretmek, ortaya çıkarmak (make a cake, make a mistake, make a decision). do: bir işi, görevi yapmak (do homework, do the dishes, do your best). Sınırlar her zaman net değildir; en iyi yol kalıpları birlikte öğrenmek.
see / look / watch
see: görmek (istemsiz). look: bakmak (bilinçli, kısa). watch: izlemek (hareket eden bir şeyi, uzun süre).
I saw a bird. Look at this! We watched a film.
hear / listen
hear: duymak (istemsiz). listen: dinlemek (bilinçli). I heard a noise. Listen to me.
rob / steal
steal çalınan şeyi nesne alır: steal money. rob soyulan kişiyi ya da yeri: rob a bank.
win / earn
win: kazanmak (yarışma, oyun, ödül). earn: kazanmak (emekle, para). I won the game. She earns a good salary.
Yanıltıcı benzerler
actually
Türkçedeki "aktüel" (güncel) ile ilgisi yok. actually: aslında, gerçekte. "Şu anda" için currently ya da at the moment kullanılır.
eventually
"Muhtemelen" değil; eventually: sonunda, en nihayetinde. He eventually found a job.
sensible / sensitive
sensible: mantıklı, akıllıca. sensitive: hassas, duyarlı.
sympathy / empathy
sympathy: birinin üzüntüsünü paylaşmak, başsağlığı. empathy: kendini birinin yerine koyabilmek.
fun / funny · bored / boring
fun: eğlenceli, keyifli. funny: komik, güldüren. Bir parti fun olur, bir şaka funny. Aynı şekilde bored: sıkılmış (kişi), boring: sıkıcı (şey). "I am boring" demek, "Ben sıkıcı biriyim" demektir.
remember / remind
remember: hatırlamak. remind: hatırlatmak. Remind me to call her.
Bu çiftleri kalıcı olarak öğrenmek
Karıştırılan kelimeleri ayrı ayrı değil, çift olarak ve örnek cümle içinde çalış. Her çift için kendi hayatından bir cümle kur ("I always lose my keys"). Kelimelerin tek başına Türkçe karşılığını ezberlemek, en sık yapılan hatanın kendisi: tam olarak bu çiftlerde aynı karşılığa ulaşırsın. Cenka'nın Defterim ve aralıklı tekrar özelliği bu kelimeleri doğru aralıklarla karşına çıkararak kalıcı hâle getirmeye yardım eder.
Dilbilgisinde sık karıştırılanlar
its / it's
its: onun (cansız ya da hayvan için iyelik). it's: it is ya da it has kısaltması. The dog wagged its tail. (Köpek kuyruğunu salladı.) · It's raining. (Yağmur yağıyor.) Kısa yol: kesme işaretini it is ile değiştirebiliyorsan it's doğrudur.
your / you're
your: senin. you're: you are kısaltması. Is this your bag? · You're late.
their / there / they're
their: onların. there: orada; "var" yapısında (there is). they're: they are. Üçü de aynı okunur, bu yüzden yazarken en sık yapılan hatalardan biridir.
fewer / less
fewer sayılabilen şeyler için (fewer people, fewer books), less sayılamayanlar için (less water, less time) kullanılır. Günlük konuşmada less sıkça her ikisi için de duyulur, ama yazılı ve resmî dilde ayrım korunur.
since / for
İkisi de Türkçede "-dir, -den beri" ile karşılanabilir. since bir başlangıç noktası alır (since 2020, since Monday), for bir süre alır (for three years, for two hours). I have lived here since 2020 = I have lived here for five years.
Başka yanıltıcı benzerler
- sympathetic "sempatik" (sevimli) değil, anlayışlı, şefkatli demektir. Sevimli biri için nice, likeable, friendly kullanılır.
- control çoğu zaman "kontrol etmek" (denetlemek, gözden geçirmek) değil, yönetmek, hâkim olmak anlamındadır. Bir şeyin doğru olup olmadığına bakmak için check kullanılır: Check your answers.
- agenda "ajanda" (not defteri) değil, gündem, toplantı programı demektir. Ajanda için diary ya da planner kullanılır.
- prospect "prospektüs" değil, olasılık, beklenti demektir. Broşür için brochure ya da leaflet denir.
- pension "pansiyon" değil, emekli maaşı demektir. Pansiyon için guesthouse kullanılır.
Kısa bir test
Boşluklara uygun kelimeyi yerleştir, cevaplar altta:
- Can you ___ me your car tomorrow? (borrow / lend)
- The film was so ___ that I fell asleep. (bored / boring)
- She is older ___ her brother. (than / then)
- I have been waiting ___ two hours. (since / for)
- Please ___ me to buy bread. (remember / remind)
Cevaplar: 1. lend, 2. boring, 3. than, 4. for, 5. remind.